16696,88%1,56
43,48% 0,04
51,39% 0,21
6889,81% 5,96
11786,68% 3,61
Uluslararası Af Örgütü’nün topladığı tanıklıklara göre, Güney Kore televizyonundaki programları izlerken yakalanan Kuzey Koreliler halkın gözü önünde aşağılanıyor, yıllarca çalışma kampı cezasına çarptırılıyor, hatta infaz ediliyor. Zenginler, yozlaşmış yetkililere rüşvet vererek sert cezalardan kaçabiliyor.
Kuzey Kore uzun yıllardır dünyanın bilgiye erişim konusundaki en kısıtlayıcı ülkelerinden. Uluslararası Af Örgütü, Kuzey Kore’den kaçanlarla, 2025’te 25 derinlemesine görüşme gerçekleştirdi. Tanıklar, Güney Kore dizisi, filmi izleyenlerin ağır cezalarla hatta ölüm cezasıyla karşı karşıya olduğunu anlattı. Görüşülenlerin çoğu, sürekli evlerine baskın düzenleneceği ve keyfi olarak gözaltına alınacakları korkusuyla yaşadıklarını belirtirken, bazıları ilkokul yıllarında “ideolojik eğitim”in bir parçası olarak zorla halka açık infazların izlettirildiğini söyledi.
Uluslararası Af Örgütü Büyük Çin Bölgesel Direktör Yardımcısı Sarah Brooks, “Tanıklıklar, Kuzey Kore’nin Güney Kore televizyonunda bir programı izlemenin, eğer rüşvet verecek durumunuz yoksa hayatınıza mâl olabileceği anlamına gelen distopik yasalar uyguladığını gösteriyor. Yetkililer, uluslararası hukuka aykırı olarak bilgiye erişimi suç sayıyor, sonra da kamu görevlilerinin cezadan korkan kişilerden faydalanmasına izin veriyor. Bu, yolsuzlukla iç içe geçmiş bir baskı ve en çok maddi gücü, bağlantıları olmayanlara zarar veriyor. Korku ve yolsuzluk üzerine inşa edilmiş bu keyfi sistem, temel adalet ilkelerini ve uluslararası çapta kabul görmüş insan haklarını ihlal ediyor. Kuzey Korelilerin hakları olan özgürlüklerden yararlanmaya cesaret edebilmeleri için bu sistem ortadan kaldırılmalıdır” diye konuştu.
“İnsanlar kamplardan çıkmak için evlerini satıyorlar”
Güney Kore içeriklerini, “halkın devrimci şuurunu felce uğratan çürümüş bir ideoloji” olarak tanımlayan 2020 tarihli Reaksiyoner Düşünce ve Kültürle Mücadele Yasası, Güney Kore dizilerini, filmlerini veya müziğini takip eden veya bulunduranlara yönelik beş ile 15 yıl zorunlu çalışma cezası verilmesini öngörürken, “büyük miktarda” içerik dağıtan veya grup halinde izleme etkinliği düzenleyenler hakkında da ölüm cezası dahil ağır cezalar getiriyor.
2012-2020 arasında ülkeden kaçan Kuzey Koreliler, Uluslararası Af Örgütü’ne, insanların aşırı sert cezalara çarptırılabileceklerini bilmelerine rağmen yaygın olarak Güney Kore televizyonunu izlediğini ancak para ödeyebilecek durumdaysanız ağır cezalardan kaçmanın da mümkün olduğunu söyledi. 2019’da Kuzey Kore’yi terk eden 39 yaşındaki Choi Suvin, “İnsanlar aynı eylemden yakalanıyor ama cezalar tamamen paraya bağlı. Parası olmayanlar, ıslah kamplarından çıkmak için 5 bin veya 10 bin dolar toplamak üzere evlerini satıyor” diye konuştu.
28 yaşındaki Kim Joonsik, 2019’da ülkeden çıkmadan önce Güney Kore dizilerini izlerken üç kez yakalandı ancak ailesinin yetkililerle bağlantıları sayesinde cezadan kaçabildi. Kim, “Genellikle lise öğrencileri yakalandığında, ailelerinin parası varsa sadece uyarı alıyor. Bizim bağlantılarımız vardı, o sayede ceza almadım” dedi. Ancak Kim, 2010’ların sonunda, kız kardeşlerinin liseden üç arkadaşının Güney Kore dizileri izledikleri için çalışma kamplarında uzun yıllar çalışma cezası aldıklarını söyledi. Ailelerinin rüşvet verebilecek durumu yoktu. Kim’in kız kardeşi gözaltına alındığında ise dava açılmadan önce serbest bırakılmasını sağlamak için ailesi 9 bin dolar ödedi.
Choi ve Kim’in bahsettiği 5-10 bin dolar arası rüşvetler, çoğu ailenin birkaç yıllık geliri. Bu da en zenginler dışında kimsenin bunu ödeyemeyeceği anlamına geliyor. Diziler ve filmler genellikle Çin’den USB sürücülerle gizlice ülkeye sokuluyor ve genç Kuzey Koreliler bunları “notetel” denilen, televizyonlu dizüstü bilgisayarlardan izliyor.
Yabancı medya içeriklerinin izlenmesini engelleyen özel birim: 109 Grubu
Kuzey Kore hükümetinin, yabancı medya içeriklerinin izlenmesini engellemek için on yıllardır özel kolluk kuvvetlerinden bir birimi görevlendirdiği bildiriliyor. “109 Grubu” olarak bilinen birim, izinsiz ev aramaları, sokaklarda çanta ve telefon aramaları gerçekleştiriyor. Farklı bölgelerden 15 görüşmecinin, 109 Grubu’ndan söz etmesi, bu kısıtlayıcı yasakların ülke geneline yayılan sistematik bir yaklaşım olduğunu ortaya koyuyor. Görüşmeciler, güvenlik görevlilerinin, yabancı medyayı takip ettikleri için gözaltına alınanlardan ve ailelerinden etkin şekilde rüşvet aldığını söyledi. Yabancı medyayı izlerken yakalanan ve sonradan ülkeden kaçan bir kişi, 109 Grubu üyelerinin ona, “Sana sert bir ceza vermek istemiyoruz ama hayatımızı kurtarmak için patronumuza rüşvet vermemiz gerek” dediğini aktardı. Muhtemelen kendileri de Güney Kore medyasını izleyen yetkililer, aynı davranıştan ötürü başkalarını gözaltına alıyor ve haklarında dava açıyorlar. Bir görüşmeci, herkesçe bilinen sırrı şöyle tarif etti: “İşçiler alenen izliyor, parti yetkilileri gururla izliyor, güvenlik görevlileri gizlice izliyor, polis ise güvenli alanda izliyor. Herkes biliyor, herkes izliyor; baskıyı uygulayanlar da buna dahil.”
“İdeolojik eğitim”in bir parçası olarak çocuklara infaz izlettiriliyor
Görüşmeciler, Kuzey Kore’nin halka açık infazları tüm toplumu korkutarak itaate zorlamak için kullandığını anlattı. “2017 veya 2018 yılında” yabancı medya içerikleri dağıtmakla suçlanan bir kişinin halka açık olarak infaz edildiğine tanık olan Choi Suvin, “Yetkililer, herkese gelmelerini söyledi ve Sinuiju kentinden on binlerce kişi izlemek için toplandı. Beyin yıkamak ve bizi terbiye etmek için insanları infaz ediyorlar” dedi.
Okullar, yabancı medyanın tehlikeleri hakkında düzenli “ideolojik eğitim” toplantıları düzenliyor. Bazı görüşmeciler, okulların sistematik biçimde öğrencileri “ideolojik eğitimleri”nin parçası olarak halkı açık infazlara katılmaya zorladığını ifade etti. 2017’de Kuzey Kore’den çıkan bir görüşmeci, Kuzey Hamgyong Eyaleti’ndeki Chongjin’de “tüm” ortaokul ve liselere infazları izleme talimatı verildiğini anlatarak, “Mesaj şu: ‘[Güney Kore programlarını izlerseniz] böyle olur.’ İki infaz gördüm, her ikisinde de ortaokuldaydım” diye konuştu. İnfazlar, kurşuna dizerek gerçekleştiriliyordu. Tanık olunan bir vakada, 10 kişilik bir infaz grubu, hüküm giyen kişiye yaklaşık 30 el ateş etti. Bazı vakalarda yetkililer, ölüm cezası uygulanacak kişilerin infazdan önce konuşmalarını engellemek için ağızlarına bir madde yerleştirdi. 2019’da ülkeden kaçan 40 yaşındaki Kim Eunju, şunları söyledi: “16-17 yaşlarımızda, lisedeyken bizi infazlara götürür ve her şeyi gösterirlerdi. İnsanlar, Güney Kore medyasını izledikleri veya yaygınlaştırdıkları gerekçesiyle infaz edildi. Bu bir ideolojik eğitim: ‘İzlersen sana da böyle olur’ mesajı veriliyordu.”
Okullar aynı zamanda aleni aşağılama yerleri olarak kullanılıyor. 2019’da ülkeden kaçan 26 yaşındaki Kim Yerim, 10 lise son sınıf öğrencisinin yabancı televizyon kanallarını izledikleri için saatler süren “kamusal eleştiri” toplantılarına maruz kaldığına tanıklık etti: “Yetkililer, yanlış bir şey yaptığınızda ne olacağını göstermek için ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini bir araya topladı. Genç Ligi’nden ve diğer parti örgütlerinden yetkililer, suçlanan öğrencileri saatlerce eleştirerek, onlara ‘Karakterin bozuk’, ‘İdeolojik hazırlıktan yoksunsun’ gibi laflar söyledi.”
Yetkililer, araştırmayla ilgili herhangi bir yanıt vermedi
Uluslararası Af Örgütü, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti hükümetine yazarak, araştırma bulgularını paylaştı ve iddiaları yanıtlamaya davet etti. Bugüne kadar herhangi bir yanıt verilmedi.
Uluslararası Af Örgütü, Kuzey Kore hükümetini, bilgiye erişim hakkı da dahil ifade özgürlüğü hakkına saygı göstermeye ve bu hakkı korumaya, ayrıca 2020 tarihli Reaksiyoner Düşünce ve Kültürle Mücadele Yasası da dahil bilgiye erişimi haksız şekilde suç kapsamına alan tüm yasaları derhal yürürlükten kaldırmaya çağırıyor. Kuzey Kore hükümeti, tüm suçlarda ölüm cezasını kaldırmalı ve acilen halka açık infazlar da dahil tüm infazları erteleme yasası çıkarmalı. Özellikle çocuklar, halka açık infazlara acımasızca maruz bırakılmaktan korunmalı. Hükümet, keyfi gözaltılara son vermeli, zenginlik veya sosyal statüye bağlı ayrımcı muameleyi sonlandırmalı.
Arka Plan
2020 ile 2023 arasındaki Covid-19 kaynaklı sınır kapatmaları, Kuzey Korelilerin ülkeden çıkışlarını büyük oranda durdururdu ve Güney Kore’ye gelenlerin sayısı 2019’da 1.047’den 2025’te 224’e kadar geriledi. Uluslararası Af Örgütü, Kuzey Kore’deki diğer kaygı verici uygulamaların yanı sıra halka açık infazlarla ilgili de düzenli bilgiler yayımlıyor ancak bilgiye erişim son derece kısıtlı olduğundan ülkedeki yaygın ölüm cezası uygulamalarını bağımsız olarak doğrulayamıyor. 2025’te toplanan tanıklıklar, farklı zamanlar ve bölgeler genelinde bir iç tutarlılık gösteriyor ve başta BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği olmak üzere BM kuruluşlarının bulgularıyla örtüşüyor. Ancak Uluslararası Af Örgütü, bu davalarda insanların mahkûm edilmesi için diğer yasaların da kullanılıp kullanılmadığını, öyleyse hangilerinin kullanıldığını veya görüşmecilerin tanık olduğu infazların yargısız infaz şeklinde mi gerçekleştirildiğini belirleyemedi.
Kuzey Kore’nin yasaları ve politikaları, 1981’de onayladığı Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi de dahil uluslararası insan hakları hukuku ile çocukların sistematik olarak halka açık infazları izlemeye zorlanması, Kuzey Kore’nin 1990’da onayladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamındaki çocuk haklarını ihlal ediyor. Kore Savaşı’nı durduran ancak resmen sona erdirmeyen 1953 ateşkesinden bu yana Kuzey ve Güney Kore teknik açıdan hâlâ savaş durumunda ve iki ülke arasındaki derin ayrılık devam ediyor.
*Görüşülen kişilerin kimliklerini gizli tutmak için takma isimler kullanılmıştır.
