Uzmanlara Göre Sorun Sistematik
Türkiye'de son yıllarda kamu ve özel sektörde liyakat tartışmaları giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Görevlendirmelerde ehliyet ve deneyim yerine farklı kriterlerin öne çıkması, hem kurum içi verimliliği hem de toplumsal güveni zedeliyor.
Uzmanlar, liyakat ilkesinin zayıflamasının yalnızca bireysel adaletsizliklere yol açmadığını, aynı zamanda kurumların karar alma kapasitesini de düşürdüğünü belirtiyor. Yanlış kadrolar, yanlış kararları beraberinde getiriyor.
Gençlerde Umutsuzluk Artıyor
Eğitimli gençler arasında yapılan değerlendirmeler, liyakat algısındaki bozulmanın umutsuzluğu artırdığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, emeğin karşılık bulmadığı algısı beyin göçünü hızlandıran temel faktörlerden biri.
Gençler, yalnızca çalışkan olmanın yeterli olmadığına inanıyor. Bu durum, uzun vadede nitelikli insan kaynağının ülkeden uzaklaşmasına neden oluyor.
Kurumsal Verimlilik Düşüyor
Liyakatten uzak atamaların kurum içi motivasyonu düşürdüğünü belirten uzmanlar, iş barışının da bu süreçten olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Çalışanlar arasında adalet duygusu zedelendikçe, performans ve aidiyet de azalıyor.
Ekonomistler ise liyakat sorununun yalnızca sosyal değil, ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çekiyor. Verimsiz kurumların ülke ekonomisine maliyeti her geçen gün artıyor.
Toplumsal Güven Alarm Veriyor
Araştırmalar, toplumda adalet ve fırsat eşitliğine olan inancın zayıfladığını gösteriyor. Uzmanlara göre liyakat ilkesinin güçlendirilmesi, yalnızca kurumlar için değil, toplumsal barış için de kritik önem taşıyor.
Liyakat tartışmaları çözülmedikçe, güven kaybının derinleşeceği ve bu durumun uzun vadeli sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.