Tarih: 03.02.2026 23:11

DSÖ: Dünya genelindeki kanser vakalarının 4'te 1'i önlenebilir

Facebook Twitter Linked-in

DSÖ, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansının (IARC) da katkılarıyla 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla rapor yayımladı.

Raporda, dünya genelindeki kanser vakalarının 4'te 1'inin önlenebileceği belirtildi.

Tütün, alkol, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon ve enfeksiyonlar dâhil olmak üzere 30 önlenebilir nedenin incelendiği raporda, "2022'deki tüm yeni kanser vakalarının yüzde 37'sinin yani yaklaşık 7,1 milyon vakanın önlenebilir nedenlerle bağlantılı olduğu tahmin ediliyor. Bulgular, küresel kanser yükünü azaltmada önlemenin büyük potansiyelini vurguluyor." denildi.

Raporda, 185 ülke ve 36 kanser türünden elde edilen verilere göre, tütünün, küresel olarak tüm yeni kanser vakalarının yüzde 15'inden sorumlu ve önlenebilir kanserin başlıca nedeni olduğu belirtilerek, kansere yüzde 10 ile enfeksiyonlar ve yüzde 3 ile alkol tüketiminin neden olduğu ifade edildi.

Akciğer, mide ve rahim ağzı kanserinin küresel olarak önlenebilir kanser vakalarının neredeyse yarısını oluşturduğu ifade edilen raporda, akciğer kanserinin öncelikle sigara ve hava kirliliğiyle, mide kanserinin büyük ölçüde helikobakter pilori enfeksiyonuyla, rahim ağzı kanserinin de genellikle İnsan Papilloma Virüsü (HPV) ile ilişkilendirildiği kaydedildi.

Raporda, önlenebilir kanser vakalarının kadınlara göre erkeklerde önemli ölçüde daha yüksek olduğu, yeni kanser vakalarının yüzde 45'inin erkeklerde, yüzde 30'unun ise kadınlarda görüldüğü bildirildi.

Raporda, "Bulgular, tütüne dair önlemler, alkol düzenlemesi, HPV ve hepatit B gibi kansere neden olan enfeksiyonlara karşı aşılama, iyileştirilmiş hava kalitesi, daha güvenli iş yerleri ve daha sağlıklı gıda ile fiziksel aktivite ortamlarını içeren, duruma özgü önleme stratejilerine duyulan ihtiyacın altını çiziyor." diye belirtildi.

Önlenebilir kanser oranlarının, bölgeler arasında büyük farklılıklar gösterdiği bildirilen raporda, kadınlarda önlenebilir kanser oranlarının Kuzey Afrika ve Batı Asya'da yüzde 24'ten Sahra Altı Afrika'da yüzde 38'e kadar değişiklik gösterdiği belirtildi.

Raporda, erkeklerde en yüksek oranın yüzde 57 ile Doğu Asya'da, en düşük oranın ise yüzde 28 ile Latin Amerika ve Karayipler'de gözlemlendiği kaydedildi. (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —