Bugün, 19 Temmuz 2024 Cuma

 

 

Son iki haftadır gençlerin sorunlarından biri olan sınavlar üzerine yazdık.. 

Gelin bu hafta da yine gençlerle devam edelim..

Gençler diyoruz hep..
Kimdir bu gençler..
Gençlik nedir? 

GENÇ:(TDK)"Zihin bakımından gelişmemiş, toy." anlamınladır. 

Psikolojide ise; ergenlik ve gençlik dönemi; fiziksel, ruhsal, biyokimyasal ve sosyal yönden hızlı büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreçleriyle, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. 

10-19 yaş ergenlik dönemi olarak ayrılırken, gençlik olarak nitelenen yaş grubu ise, 15-24 olarak kabul edilmektedir. 

Türkiye'nin toplam nüfusu, 2024 yılı başı itibari ile: 85 milyon 372 bin 377 kişi. 

Ülkemizde 10-24 yaş aralığındaki genç sayısı, 19 milyon 198 bin 132.
Nüfusun %22.5'i bu yaş grubunda... 

Peki; bu tanım ve istatistiklerden sonra,
Ergenlik ve gençlik döneminde olan çocuklarımızın TDK'da ki "gelişmemiş ve toy" hallerini geliştirme, şekillendirme görevi de biz yetişkinlerin oluyor doğal olarak değil mi? 

Gençlerin eğitim sistemi(!) ile yaşadığı handikaplar zaten mâlum... 

Bunun dışında kendi kişiliklerini karakterlerini oluşturmaya, kendilerini ispatlamaya çalıştıkları bir dönemdir bu süreç.. 

Örneğin;
Giyim kuşam..
Arkadaş seçimleri.. 

İsyanlarını dışa vurdukları bir çok yöntem ve alan vardır..
Biz bugün giyim kuşama bakalım... 

Adına, moda derler...
Herkes böyle derler..
Özgürlük derler..
Benim seçimim derler... 

Derler... 

Moda:(TDK) "Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik” demek.. 

Günümüzde ise moda, kişinin 'trend takibi' ve 'özgürlük' kavramlarıyla iç içe geçmiş durumda! 

Ama, bu özgürlüğün sınırları ve anlamı üzerine, artık düşünme zamanı geldi de geçiyor sanki.... 

Kız olsun, erkek olsun özellikle bahsettiğimiz yaş grubunda; ne kadar açık, ne kadar sıra dışı, ne kadar teşhir olursa daha cool ve trend olduğu algısı var! 

Artık bu durum özellikle genç kesimde,  çıplaklık yarışına dönüşmüş durumda! 

Bu durumu körükleyen etkenlerin başında ise sosyal medya geliyor! 

Sosyal medyayı iş amaçlı, yani kazanç amaçlı kullanan kişilerin; paylaştığı fotoğraflar ve videolar, genellikle dikkat çekici ve sansasyonel olmayı hedefliyor değil mi? 

Sansasyon veya beğeni uğruna; aslında kendilerinde belkide olmayanları, bedenlerini, eşlerini, özelini, hattâ çocuklarını dahî kullananlar var!
Yani işeri bu! 

Onlar iş(!) adı altında, kazanç(!) uğruna bunları yaparken; onların bilmem kaç milyon izlenmiş veya like almış olması, kendisinin de onlar gibi olursa, onlar gibi onay alacağı, beğenileceği, onaylanacağı anlamını taşıyor "genç" yüreklerde... 

Bu durum yazı başında verdiğimiz "genç" tanımında olan "zihinsel toyluk" ile birlikte özentiye dönüşüyor!


Sosyal medya dışındaki etkenlerden biri de;  özellikle kadın bedeninin medya ve moda endüstrisi tarafından sürekli olarak metalaştırılması! (ticâri olarak kullanılması) 

Reklamlarda, filmlerde ve müzik videolarında çoğunlukla kadın bedeninin cinsel bir obje olarak sunulması!
Bu durum genç kızları ve genç erkekleri nasıl etkiliyor acaba? 

Bu bir tür baskı değil mi?


Önce genç kızlar gözünden bakalım... 

Maalesef bu baskı ile; çevresine, topluma ve özellikle karşı cinse, kendini ispatlama, özgürlüğünü kanıtlama ve daha acısı, aslında tüm bu kılıfların altında kendini beğendirme çabasına giriyor! 

Aslında modernlik(!) adı ile yapılan bu filmler, reklamlar, sosyal medya paylaşımları neye hizmet ediyor? 

Toplumda geçmişten günümüze süregelen ve feminizm adına sürekli eleştirilen erkek üstünlüğüne! 

Feministlerin tepkisini çekmek değil amacım!
Bu konuda en feminist benim emîn olun.. 

Ama eğri oturup doğru konuşalım..
Kadınların ticari birer obje olarak kullanılması kime hitâben? 

Basit bir dondurma reklamından tutun, bir araba fuarında sergilenen arabaların başında; ne iş yaptığı belli olmayan MİSS WORLD yarışmasından çıkıpta oraya gelmiş gibi, abuk subuk şuh hareketler sergileyen kadın objelere kadar... 

Bir spor müsabakasında "ponpon kızlar" adıyla tezâhürat yaptırılan, kıyafetleri ve danslarını bildiğimiz kızlardan; yapılan filmlerdeki kadın karakterlerin 7/24, uykudayken bile mükemmel ve bakımlı, bir o kadarda şık ve şuh olmalarına kadar... 

Kime hitap ediyor bu görüntüler..
Tabii ki erkeklere! 

Ama dolaylı olarak da kadınlara! 

Çünkü kadına verilen mesaj, hissettirilmeye çalışılan duygu net! 

"Bak bu kadınlara! Etrafındaki erkekler nasıl bakıyor, beğenilmek istiyorsan sen de böyle olmalısın!" 

"Böyle olabilmek için ise; böyle bir yüze ve vücûda, yüzün ve vücudun uygun değilse estetiğe, ya da en azından macun misâli bir makyaja, böyle kıyafetlere, böyle hal ve hareketlere ihtiyacın var!" 

Bu mesajı alan, bir ergen veya genç kız ise ne yapar?


Birde erkeklerin gözünden değerlendirelim... 

Peki erkekler adına durum ne? 

Bu dondurma ve araba örneğinde erkeklere verilmek istenen, ulaşan mesaj nedir? 

"Vayy be, ne güzel bir dondurma ya da ne güzel araba mı?" 

Olması gereken bu elbette... 

Ama o arabaya bakarken ve beğenirken  başında duran MİSS WORLD güzeline de bakması, onu kendi etrafındaki kadınlarla kıyaslaması, belki hayatında olan biri varsa, keşkelerle bu güzellikte olmasını hayal edip beklemesi de mümkündür değil mi? 

Eşittir; bu tarz reklam endüstrisi, amacına iki yönlü de ulaşmıştır! 

Erkek bunu dile getirmese bile, kadın içgüdüsel olarak kendini kıyaslayarak; "KADIN OBJENİN" saç modelini, ruj rengini, kıyafetini, tarzını, yüz ifadesini, beden dilini kodlamıştır! 

Olmaz demeyin..
Olur...
Fıtratın gereğidir bu! 

Hele birde buna maruz kalan "zihinsel olarak tam gelişmemiş, toy" tanımlı genç kız ve erkeklerse... 

Amaç belli, hedef kitle belli... 

Bizlerde kadın olsun erkek olsun; yeri geldiğinde "FEMİNZM" çığlıkları atan, o çok eleştirdiğimiz "erkek egemen toplum" olgusuna farketmeden, farkettirilmeden malzeme oluveririz! 

Çünkü; feminizm çığırtkanlığı ile; "kadınlar özgürdür, istediğini giyer" sloganlarını bize dayatanlar,  çıplaklığı, estetik kaygısını, kendi dışında biri olmayı,  özgürlük masalı ile anlatarak bizleri uyutuyor! 

Özgürlük cidden  bu mu? 

Kadının özgür olması; kendini ifade etmesi çıplaklık mı? 

Yoksa kadını metâlaştıran (ticari olarak kullanan)  ya da bu duygularla satış yaptıran sektörlere hizmet etmek mi? 

Farkına varalım artık! 

Bu, feminizm veya özgürlük maskesi altında, yine erkek hegemonyasına; farkettirilmeden, hedef şaşırtararak edilen bir hizmettir!


Gençler!
Bir kadının kendine güveni veya özgürlüğü, bedeni veya bedenini ne kadar açtığıyla, dış güzelliği ile değil; aklıyla, aklını nasıl kullandığıyla, aklını kullanarak gelebildiği konumla, o konumdan bir üst konuma geçme çabasıyla, azmiyle, kararlığıyla, cesaretiyle kanıtlanabilir!
Almak istediğiniz takdir ve saygı bu olmalıdır! 

Ama maalesef siz algıları en üst düzeyde olan beyinler, tertemiz yürekler; bedenini en üst limitte, neredeyse çıplaklık seviyesinde teşhir etmeyi ya da edenleri beğenip alkışlamayı, özgürlük veya özgüven olarak görüyorsunuz! 

Ve adı: "Onun fikirlerine saygılıyım!" oluyor... 

İlahiyatçı kimliğim ile bunları yazmadım bilin.. 

Kula irade verilmiştir!
Namaz kılmak veya kılmamak tercih olduğu gibi, açıklık da bir tercihtir...
Tercihlere saygı duyulur.. 

Ama bu açıklık değil!
ÇIPLAKLIK! 

Fıtrata ters! 

Sevgili gençler; kendinize bunu yapmayın!
Kendinizi bu kadar değersizleştirmeyin!
Kendinizi geliştirin!
Kişilik olarak değişin!
Bedeninizin değişimini kendi haline bırakın!
Unutmayın en güzel olan doğal olandır! 

Doğal bir şelâle mi daha güzeldir yapay olan mı? 

Ve biz yetişkinler!
Çocuklarımıza, gençlerimize rol model olduğumuzu unutmayalım!
Onlara tanımamız gereken özgürlük(!) çıplaklık veya sıra dışı tarzları olmamalı! 

Özgürlüklerini; kendilerini kişilik ve karakter olarak geliştirme alanlarında sağlamalı, bu alanlarda yeteneklerine saygı duyup, yeteneklerini takdir etmeliyiz! 

"Tek başıma neyi düzeltebilirim ki?" demeyelim... 

Bir yerden başlamak gerek..
Başladık zaten, duymuyorlar mı..
Sabırla devam etmek gerek... 

Ez cümle....
Açıklığın çıplaklık olmadığını anlayacak ve anlatacak kapasiteye sahip olabilmeye... 

Aklımızı da etrafımızda olanları, oldurulanları, gerçek anlamıyla görebilecek şekilde kullanabilmek niyet ve duasısla....


         VESSELÂM...
 


YAZ MEVSİMİ YAKIYOR...

ÇIPLAKLIK SERİNLETİYOR!

Tülay Dikmen ile İronik Sorgulamalar

9.07.2024 16:34:00

Oltu’ya hiç böyle yağmur yağmamıştı

Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi sel haftası boyunca çizmelerini hiç çıkarmadı

15 Temmuz, milletimizin bağımsızlık ve demokrasi uğruna verdiği mücadelenin simgesidir

Âsım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek

Bu gecenin idrakine erememek kaybımız olur

Belli ki 15 Temmuzun sorularını çalamamışsınız!

Biz bu toprakları katalogdan seçmedik!

Varoluş destanıdır bu yazılan

Ey gafil! Önce bu milletin şanlı tarihine bir bakıver…

Milletimle gurur duyuyorum

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 38 33 2 3 66 102
2.Fenerbahçe 38 31 1 6 68 99
3.Trabzonspor 38 21 13 4 19 67
4.İstanbul Başakşehir 38 18 13 7 14 61
5.Kasımpaşa 38 16 14 8 -3 56
6.Beşiktaş 38 16 14 8 5 56
7.Sivasspor 38 14 12 12 -7 54
8.Alanyaspor 38 12 10 16 3 52
9.Rizespor 38 14 16 8 -10 50
10.Antalyaspor 38 12 13 13 -5 49
11.Gazişehir Gaziantep 38 12 18 8 -7 44
12.Adana Demirspor 38 10 14 14 -7 44
13.Samsunspor 38 11 17 10 -10 43
14.Kayserispor 38 11 15 12 -13 42
15.Hatayspor 38 9 15 14 -7 41
16.Konyaspor 38 9 15 14 -13 41
17.Ankaragücü 38 8 14 16 -6 40
18.Fatih Karagümrük 38 10 18 10 -3 40
19.Pendikspor 38 9 19 10 -31 37
20.İstanbulspor 38 4 27 7 -53 16

YAZARLAR