Bugün, 19 Temmuz 2024 Cuma

Bir varmış, dünya ikiye darmış, üç dama tırmanadursun, dördün saçları ağarmış.
Saçları ağaranlardan bir de Nasipsiz Şükür’müş. Şükür, şükretmesini bilir ama kendisine
neden nasipsiz denildiğini bilmezmiş. Günlerden bir gün Şükür eve geç gelmiş. Yüzünden
düşeni toplasalar dert çuvalı dolarmış. Karısının sorularını cevapsız bırakmış, geçmiş
pencere kenarındaki divana bağdaş kurmuş, oturmuş. Sonra da bir türkü tutturmuş: “Aman
bre ölüm üç gün ara ver; al benim sevdamı götür yara ver”,diye. Şükür, hem türkü söylüyor
hem de ağlıyormuş. Bu durum Şükür’ün karısı Şükriye’ye çok dokunmuş. “Halimize
şükür, niye ağlıyorsun Şükür”, demiş. Şükür yine cevap vermeyince kadıncağız hem
kızmış hem üzülmüş. Almış başını mutfağa gitmiş, ocağı yakmış bir kendisine bir de
kocası Şükür’e kahve yapmış. Fincanlar tepside tam da odaya giriyormuş ki güm güm de
güm güm kapı çalınmış. Şükriye irkilmiş. Kapı tekrar gümleyince Şükür içeriden “Kim
o?”, diye seslenmiş. Dışarıdan; “Şükür Efendi, Şükür Efendi yetiş, kocam elden
gidiyor.”diye bir feryat duyulmuş. Bu ses, komşu Çile Hanım’ın sesiymiş.
Şükür telaşlanmış, kapıya yönelmiş. Kapının önünde saçı başı darmadağın Çile
Hanım; “Yetiş Şükür Efendi, gitti, gitti kocam!”, demiş. Şükür Efendi giyinikmiş, kadın
önde Şükür peşinde bir koşu varmışlar babadan yetim, anadan öksüz, devletten emekli; kel
başlı, on bin TL maaşlı, çatık kaşlı, gözü yaşlı Rahmet’in evine. Odanın ortasında Kel
Rahmet, kan revan içinde yatıyormuş. Şükür, hemen Rahmet’in nabzını tutmuş, çok şükür
atıyormuş. Şükür, vakit geçirmeksizin telefona sarılmış. Bu arada da Çile Hanım’a da neler
olduğunu sormuş. “Vallahi”, demiş Çile Hanım, “kafayı yedi benim kırk yıllık eşim. Kaç
gündür yine hesap kitap, toplama çıkarma, çarpma bölme… Söylenme, sövme… Banka,
kredi, faiz… Daha önce de alma dediydim de dinletemedim. İki yıl anaparaya bir yıl da
faize çalışmıştı. Böyle, böyle alışmıştı ki geçen yine borçlarından bunalıp bankaya gitti.
Gidişinde düşünceli, gelişinde deliydi. Söylendi, sövdü, sonra da yumrukları ile duvarları,
başı ile aha bu masayı dövdü. Engel olamadım valla! Çıldırmıştı sanki… Çile Hanım
aniden susmuş. “Bak, bak Şükür Efendi! Allah’a şükür rahmetlim, aman şeytan
Rahmet’im gözünü açtı. Dudakları da oynuyor; galiba bir şeyler söylüyor.”, demiş.
Gerçekten de Devletten Emekli Kel Rahmet Efendi bir şeyler söylüyormuş. Şükür, eğilmiş
kulak vermiş: Rahmet Efendi; “ulan böylesi sistemin de, bu sistemi uygulayanın da, çanak
tutanın da, vatandaşını bankalara söğüşletenin de anası… …dını” Şükür eliyle Kel
Rahmet’in ağzını kapamış. Böylece Rahmet’in son söyledikleri anlaşılmamış. Şükür, Çile
Hanım’a dönmüş; “vallahi boşuna cankurtaran çağırdık seninkinin canı da kurdu da

dilinde; baksana yine dümdüz gidiyor”, demiş. Tam o sırada sirenleriyle mahalleyi ayağa
kaldıran cankurtaran, Rahmet’in evinin önünde durmuş. Çile Hanım; ne olacak diye merak
ve heyecandan eli ayağı biri birine dolanırken görevliler, devletten emekli, kalbi tekli,
pantolonu benekli, kel başlı, 10 bin TL maaşlı, çatık kaşlı, gözü yaşlı Rahmet Efendi’yi
sedyeyle cankurtarana taşımışlar. Hanımına da; “sen de gel yenge “demişler. Kel
Rahmet’e, ilk müdahale araçta yapılmış mı yapılmamış mı orası meçhul ama devlet
emeklisi Rahmet Efendi, rahmete ermeden hastaneye yetiştirilmiş.
Hastanede Rahmet’in kafa filmini çekmişler, kanayan kel başını da sarıp
sarmalamışlar. Beyin kanaması teşhisiyle de yoğun bakıma almışlar. Aksilik bu ya yoğun
bakımın kapıları kapalı, pencereleri açıkmış, derken bir rüzgâr çıkmış, Kel Rahmet de
üstüne üslük cereyana yakalanmış, titremiş, ateşi yükselmiş, sayıklamaya başlamış; “ev
kirası, elektrik yarası, su karası, havagazı parası, telefon faturası, asker oğlanın cep
harçlığı, kızın üniversite harcı, bakkalın borcu, kasabın çakası, bankanın falakası… Sonra
makam değiştirmiş, bir uzun hava ile birlikte vatandaşını bu hale getirenlere göndermeye
başlamış. Hani haksız da değilmiş; devletten emekli Kel Rahmet’in yaşadığı ülkede ip,
cambazın elindeymiş. Cambaz, İstediğine istediği gibi ipi sallar sonra da; “haydi hop”,
diyerek vatandaşları atlamaya zorlar, atlamayanı horlarmış. Elbette cambaza yakın olup da
ondan güç alanlar ile hüneri olanlar atlar, atlayamayanlar ise çuvallar, yüzükoyun yatar,
sürünürlermiş.
Biraz gülesiniz ama çok düşünesiniz istedim. Kurban Bayramınızı kutlar, bayramın
başta emeklilerimiz olmak üzere; size, ailenize, ülkemize, Büyük Türk milletine, İslam
âlemine ve bütün insanlığa sevgi, huzur ve mutluluk getirmesini Yüce Allah’tan niyaz
ederim. Sevin, sevgide kalın, sevgiyle kalın. Allah’a emanet olun.
Hadi Önal / Elazığ


KEL RAHMET’E RAHMET!

Hadi Önal

16.06.2024 20:25:00

Oltu’ya hiç böyle yağmur yağmamıştı

Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi sel haftası boyunca çizmelerini hiç çıkarmadı

15 Temmuz, milletimizin bağımsızlık ve demokrasi uğruna verdiği mücadelenin simgesidir

Âsım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek

Bu gecenin idrakine erememek kaybımız olur

Belli ki 15 Temmuzun sorularını çalamamışsınız!

Biz bu toprakları katalogdan seçmedik!

Varoluş destanıdır bu yazılan

Ey gafil! Önce bu milletin şanlı tarihine bir bakıver…

Milletimle gurur duyuyorum

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 38 33 2 3 66 102
2.Fenerbahçe 38 31 1 6 68 99
3.Trabzonspor 38 21 13 4 19 67
4.İstanbul Başakşehir 38 18 13 7 14 61
5.Kasımpaşa 38 16 14 8 -3 56
6.Beşiktaş 38 16 14 8 5 56
7.Sivasspor 38 14 12 12 -7 54
8.Alanyaspor 38 12 10 16 3 52
9.Rizespor 38 14 16 8 -10 50
10.Antalyaspor 38 12 13 13 -5 49
11.Gazişehir Gaziantep 38 12 18 8 -7 44
12.Adana Demirspor 38 10 14 14 -7 44
13.Samsunspor 38 11 17 10 -10 43
14.Kayserispor 38 11 15 12 -13 42
15.Hatayspor 38 9 15 14 -7 41
16.Konyaspor 38 9 15 14 -13 41
17.Ankaragücü 38 8 14 16 -6 40
18.Fatih Karagümrük 38 10 18 10 -3 40
19.Pendikspor 38 9 19 10 -31 37
20.İstanbulspor 38 4 27 7 -53 16

YAZARLAR